1992 yılından itibaren su arıtma sistemleri — teknik adıyla Reverse Osmosis (RO) sistemleri — tüketicilere "sağlıklı su" vaadiyle sunulmaya başlandı.
O dönemde "arıtılmış su", neredeyse kutsal bir yaşam kaynağı gibi pazarlanıyordu. Ancak zaman gösterdi ki, her "temiz" görünen su, gerçekten sağlıklı değildi.
2000'li yılların başında Dünya Sağlık Örgütü (WHO), RO sistemlerinden elde edilen demineralize suyun, uzun vadede gelişim bozuklukları ve dejeneratif hastalıklara yol açabileceğini ilan etti. Dahası, bu tür suların insan tüketimi için uygun olmadığını vurgulayıp, RO su sistemlerinin yasaklanmasını tavsiye eden bir rapor yayımladı (Dr. D. Kozisek, WHO, 2004).
Ve bugün hâlâ...
Her ay ülkemizde yaklaşık 45.000 adet su arıtma cihazı satılıyor.
Üstelik bu ürünlerin fiyatları 4000 TL ile 45.000 TL arasında değişiyor.
Tüketici gözünden baktığımızda, son derece haklı bazı soruların ortaya çıktığını görüyoruz:
"Su arıtma sistemlerini siz iyi diye sattınız, sonra zararlı dediniz. Bize hangi suyu içmemiz gerektiğini şimdi nasıl anlatacaksınız?"
"Aynı suyu üreten cihaz neden biri 4000 TL, diğeri 45.000 TL?"
"Filtre değişim ücretleri neden gizli maliyetler gibi karşımıza çıkıyor?"
"Arıtılmış suyu yıllarca tükettik, şimdi uzak durun diyorsunuz. Alkali su için de yıllar sonra böyle bir uyarı olacak mı?"
"Damacanalar hastalık kaynağı oldu. Alkali iyonizer de benzer bir hayal kırıklığına dönüşür mü?"
Ve en önemlisi:
"Biz hangi suyu içeceğiz?"
Bu soruların doğrudan ve net bir şekilde yanıtlanması, tüketici güveninin yeniden tesis edilmesi açısından kritik önem taşımaktadır.
Su Endüstrisinin Suyunu ÇıkarmasıNe yazık ki su sektörü, ticari kazanç hırsıyla gerçeğin "suyunu çıkarmıştır".
Agresif pazarlama teknikleri, eksik ya da çarpıtılmış bilgiler ve aşırı fiyat farklılıkları, tüketicinin su sektörüne olan güvenini derinden sarsmıştır.
Kelimenin tam anlamıyla, "su işinin suyu çıkmıştır".
Bu kirlenmiş bilgi ortamında, Asyata olarak faaliyet göstermek hiç kolay olmadı.
Asyata'nın Güçlü Farkı: Bağımsızlık ve İhtisasÖncelikle en güçlü ve net argümanımızı belirtelim:
"Size zararlarını bildiğimiz su arıtma sistemlerini hiçbir zaman biz satmadık."
Evet, 1990'ların sonu ve 2000'lerin başı, su arıtma sistemlerinin ticari olarak altın çağıydı.
Ancak biz, kısa vadeli ticari çıkarlar için uzun vadeli sağlık değerlerinden ödün vermemeyi seçtik.
O yüzden Asyata, bugün Türkiye'de yalnızca Alkali Su İyonizerleri konusunda uzmanlaşmış, bağımsız bir ihtisas firması olarak varlığını sürdüren tek markadır.
Bizim amacımız bir cihaz satmak değil, sağlıklı su kültürünü doğru bilgiyle yaymaktır.
"Peki Alkali Su İçin de Bir Gün Zararlı Denebilir mi?"Bu endişeye de bilimsel bir yanıt vermek istiyoruz.
Arıtılmış suyun zararlı olduğuna ilişkin ilk resmi uyarı, Dünya Sağlık Örgütü tarafından 2004 yılında Dr. D. Kozisek imzasıyla yayımlandı.
Aynı kurum, 2007 yılında şu açıklamayı yaptı:
"Dünya üzerindeki herkes alkali iyonize su içerse, kanser dahil tüm hastalıklar %80 oranında azalacaktır."
(WHO, 2007 Deklarasyonu)
Bu iki deklarasyonu bir bütün olarak değerlendirmek gerekir.
Eğer Dünya Sağlık Örgütü'nün 2004 tarihli "Demineralize su zararlıdır" uyarısını ciddiye alıyorsak,
2007 tarihli "Alkali iyonize su yaşamı korur" görüşünü de aynı ciddiyetle kabul etmeliyiz.
Yani alkali iyonize su, şu anda bilimsel otoritelerin desteklediği bir su tipidir.
Ve arkasında salt ticari kaygılar değil, çok sayıda bağımsız klinik araştırma ve bilimsel çalışma bulunmaktadır.
(Konuyla ilgili orijinal makalelere şuradan ulaşabilirsiniz:
Demineralize Su İçmenin Sağlık Riskleri - WHO Makalesi)
Bugün geldiğimiz noktada şunu söyleyebiliyoruz:
Bilgi kirliliğinin, ticari oyunların ve sahte vaatlerin karşısında,
Bilimsel verilere, uzun vadeli sağlık ilkelerine ve etik duruşa dayanan bir su kültürü oluşturmak mümkündür.
Asyata, tüketicilere sadece "su" değil,
doğru bilgi, gerçek sağlık değeri ve bilimsel referansa dayalı güven sunmaktadır.
Çünkü bizim işimiz "suyun suyunu çıkarmak" değil,
hayatınıza sağlık katacak gerçek suyu sunmaktır.